HESABIM
Üye Ol

Hoş geldin ey sehr-i Ramazan!

Hoş geldin ey sehr-i Ramazan!
Haberin Tarihi: 6 Mayıs 2019

“Ramazan ayı on bir ayın sultanıdır. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Başlıkta “safa geldin” derken, bizi saflaştırmaya, yirmi dört saf altın ayarına çıkarmaya geldiğine işaret etmiş ,oluyoruz. Ramazan “hoş gelmesiyle” de aklımızı, kalbimizi, vicdanımızı manevi gıdalarla tatmin edip bize ruhani bir hoşnutluk ve vicdani bir haz kazandırır.”

Ramazan ayının Karar gazetesi ailesine, Türkiye halkına ve İslam âlemine hayırlar getirmesini dilerim. Tüm kardeşlerimizin dünyevi ve uhrevi hayatının daha mükemmel, daha erdemli, daha edepli bir güzergâhta cereyan etmesine vesile olmasını kerim olan Rabbimden niyaz ederim. Bizi tekrar bu münbit iklime, bu verimli manevi bahar mevsimine kavuşturan, sonsuz rahmetini hatırlatmak için kendini Rahman ve Rahim olarak takdim eden Allah tealaya kâinatın zerreleri sayınca hamd-u senalar olsun. Hakkı hak, batılı batıl olarak bize gösteren Resul-i Ekremine(s.a.v), aline, ashabına onun yolunu takip eden bütün müminlere, Ramazanda kendisine inmeye başlayan Kur’an’ın sureleri, ayetleri, kelimeleri, harfleri, delaletleri ve işaretleri sayısınca salat-u selam olsun..

Ramazan ayı on bir ayın sultanıdır Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Ramadan(Ramazan) kelimesinin aslı “RMD” dir. Şiddetli sıcaklık anlamına gelir. Bu kök harfleri itibariyle de rahmet ve mağfiret ayı olduğuna delalet etmektedir. Çünkü şiddetli sıcaklık, ateş bulunduğu yeri, nesneyi eritir. Ramazan ayı da insanların manevi paslarını, kirlerini, günahlarını eritir, silip süpürür. Başlıkta “safa geldin” derken, bizi saflaştırmaya, yirmi dört saf altın ayarına çıkarmaya geldiğine işaret etmiş ,oluyoruz. Ramazan “hoş gelmesiyle” de aklımızı, kalbimizi, vicdanımızı manevi gıdalarla tatmin edip bize ruhani bir hoşnutluk ve vicdani bir haz kazandırır. Ramazan ayı böyle çok kârlı bir ticaret ayıdır. Bire bin, bire otuz bin mahsulat veren çok mümbit bir ahiret tarlasıdır. Az bir gayret ile pek çok kâr sağlayan bu ayın kadr-u kıymetini bilmek, dinin olduğu kadar akıl ve vicdanın da emridir. Bu çok kısa zaman diliminde pek uzun hayat-memat yolculuğunda kazançlarını bire bin artırmayanların kaybı ne büyüktür. Allah’ın en sevgili kulu olan Peygamberimiz Efendimiz(s.a.v)’in şu ifadelerinde de Allah’ın verdiği fırsatları değerlendirmeyen tembellerin büyük zarar eden tutumlarının altı çizilmiştir: “Yanında benim adım anıldığı halde bana salâvat getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. Üzerinden Ramazan gelip geçtiği halde günahları bağışlanmayan kişinin burnu sürtülsün. Anne ve babası yanında ihtiyarladığı halde onları râzı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu sürtülsün.” (Tirmizi, 3545). Bir sonraki Ramazan ayına kavuşmak meçhul olduğuna göre, halihazırdaki fırsatı iyi değerlendirmek akl-ı selimin gereğidir. Zira oruç, belirli bir süre basit bir aç kalma hadisesi değildir. Bilakis, oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlâk eğitimidir. Orucun bu eğitici fonksiyonuna işaret eden Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez.” (Buhari, ilim,30). Bu hadis-i şerifte orucun yüksek hedefi açıkça gösterilmiş, oruç tuttuğu halde kötü huyları terk etmeyenlerin oruçlarına Cenab-ı Hakk’ın değer vermeyeceği bildirilmiştir. Demek ki, oruç yalnız mideleri koruyan bir perhiz değil, aynı zamanda göz-kulak, dildamak, el –ayak vesair organları haram-mekruh şeylerden korumayı da hedefleyen, ruhani ve cismani donanımlarımızı da karantinaya alan bir eğitim motivasyonudur. 

 

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın